OECD, kritik minerallerin tedarik zincirindeki kırılganlıklara dikkat çekerek Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini vurguladı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Ticaret ve Tarım Direktörü Michel Jansen, kritik minerallerin tedarik zincirindeki önemine ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyeline dikkati çekti. Jansen, İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu kapsamında yaptığı değerlendirmelerde, enerji dönüşümü ve dijitalleşme süreçlerinde kritik minerallerin rolünü vurguladı.
Jansen, yeşil dönüşüm yatırımlarının artmasıyla kritik minerallere olan ilginin ve öneminin de arttığını belirtti. Bu durumun, ihracat kısıtlamaları ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkları önemli bir gündem maddesi haline getirdiğini ifade etti. Mevcut durumda birçok kritik ham madde pazarının aşırı yoğunlaştığını, bazen tek bir ülkenin küresel pazarın yüzde 90’ını kontrol edebildiğini söyledi. Bu yoğunlaşmanın, piyasa bozulmaları, anormal fiyat oluşumu ve yeni oyuncuların piyasaya girişinin zorlaşması gibi iki temel risk barındırdığını açıkladı. Ayrıca, baskın konumdaki aktörlerin ürünlere erişimi engelleme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. OECD’nin, madencilik ve işleme projelerine finansman sağlanarak çeşitlendirmenin artırılması gerektiğine inandığını ve bu alanda ihracat kredileri düzenlemesi çerçevesinde aktif çalıştığını belirtti.
OECD’nin kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamaları raporuna göre, bu kısıtlamaların 15 yıldır aralıksız arttığına işaret eden Jansen, bunun çok taraflı ticaret sistemi için olumsuz bir gelişme olduğunu söyledi. Özellikle ihracat yasaklarının son yıllarda en hızlı artış gösteren türler olması, kritik ham maddelerin ticaret sistemi açısından endişe verici bir tablo çiziyor.
Sektöre yatırımın uzun vadeli bir süreç olduğunu ve projenin hayata geçirilmesinin, madencilikte yer altından çıkarılmasından işlenmesine kadar zaman aldığını belirtti. İşleme aşamasında teknoloji ve sermaye yatırımı gerektiğini, bu nedenle paranın uzun vadeli olması gerektiğini ifade etti. Yatırımcıların getiri beklentisi ve karşılaşacakları fiyatlar konusunda netlik istemeleri, yoğunlaşmış ve rekabetçi olmayan piyasalarda daha yüksek risk anlamına geliyor.
Jansen, Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir aktör olduğunu ve bor gibi kritik bir ürünün tedarikçisi konumunda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin nadir toprak elementleri rezervlerine de sahip olduğunu belirten Jansen, daha fazla yatırım yapılabilecek ve çeşitlendirme sürecinde rol üstlenebilecek ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. Farklı bölgelerden gelen kritik minerallerin lojistiği ve transit geçişini kolaylaştırma açısından coğrafi konumunun büyük avantaj sağladığını, Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa arasında bir ticaret merkezi konumunda olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin OECD’nin resmi destekli ihracat kredileri düzenlemesinin üyesi olarak finansman konusunda söz sahibi olduğunu belirtti. Jansen, Türkiye’nin kritik ham maddeler alanında ihracat kısıtlaması uygulamadığının raporlarla doğrulandığını ve küresel piyasalara entegre bir ülke olduğunu vurguladı. Bu nedenlerle Türkiye’nin kritik mineraller alanında daha büyük bir rol oynama potansiyeline sahip olduğunu değerlendirdi.
İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu’nun, üyeler ve diğer ülkeler arasındaki koordinasyon ve istişareyi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Jansen, Türkiye’nin bu alanda aktif rol aldığını ve farklı aktörleri bir araya getirdiğini söyledi. Yatırım projelerinin finansmanı konusunun da Türkiye’nin üstlenebileceği rollerden biri olabileceğini ekledi.
Yorum Yap